Halikarnas Balıkçısı Kimdir? Bir İzmirli’nin Gözünden
Bazen hayatın içinden çıkılmaz karmaşası içinde kaybolup gitmek istiyorsunuz, değil mi? Özellikle de sabah kahvenizden bir yudum alıp, akşam olmak üzere olan bir günün yüküyle baş başa kaldığınızda. Bu durum biraz beni Halikarnas Balıkçısı’na benzetiyor aslında. Kimdir Halikarnas Balıkçısı diye soracak olursanız, size hemen şöyle cevap vereyim: O, denizle dost, kitapla kuzen, edebiyatla ise eski bir sevgili olan bir adam. Ama aslında o, biraz da ben. Yani, “Halikarnas Balıkçısı kimdir?” sorusunun cevabı çok basit: Hayatın kıyısında ama derinlerde bir yerde sıkışıp kalmış, sürekli bir şeyler arayan bir yazar, bir balıkçı, bir filozof… Bir İzmirli için tam da “şöyle bir deniz kenarında kitap okurken, akşamları sahilde yürüyerek hayatı sorgulayan tip” tanımına uyuyor.
Ama tabii işin içine biraz eğlence katmasak olmaz, değil mi?
Hayatla Dalga Geçmek: Halikarnas Balıkçısı’nın Tarzı
Bir gün, tam da şöyle bir şeyin hayalini kurarken – hayal kurmayı çok severim, özellikle evde karantina günlerinde – Halikarnas Balıkçısı’nın kitaplarını okumaya başladım. Şimdi bana sorarsanız, “O zaman ne oldu?” diye. Cevap basit: Hayatımı sorgulamaya başladım! Her sayfa bir felsefi derste, her parantez bir hayal kırıklığındaydı. Çünkü Halikarnas Balıkçısı, ciddi anlamda hayatı sorgulayan, ama tam anlamıyla çözüm de bulamayan bir adamdı. Mesela bir gün şöyle demiş: “Sürekli bir deniz kenarında yaşamayı hayal ederim.” – ve ben bunu okurken birden hayalime daldım. “İyi de,” dedim, “ben de İzmir’de yaşıyorum, deniz kenarında yaşamayı isteyen kim ki?” O an, hayatın gerçeklerinden ne kadar uzağa gitsem de, evin mutfağında çayın kaynamasını beklerken, içimde bir hal oluyordu. “Aaa, Halikarnas Balıkçısı da böyle miydi acaba?”
Yani bir İzmirli’nin Halikarnas Balıkçısı’yla tanışması, biraz böyle bir şeydir: Bir yanda ciddiyet, bir yanda bolca mizah. Ama ciddiyet de ne? Şimdi size şöyle diyeyim: İzmir’de güneşli bir günde dışarıda yürürken, denizin dalgalarıyla dans ediyorsanız, Halikarnas Balıkçısı’yla buluşmanın ilk adımını atmışsınız demektir. Kitaplarında söylediklerinin izinden gitmek, bir anlamda onun dünyasına adım atmak gibi. Neyse, lafı çok da uzatmayalım. Gelin şimdi Halikarnas Balıkçısı kimdir sorusunu daha eğlenceli bir açıdan inceleyelim.
Halikarnas Balıkçısı’nın “Kimlik Arayışı” ve Ben
Evet, Halikarnas Balıkçısı kimdir sorusuna bir cevap bulmam gerekiyordu. Aslında kolayca bulabileceğiniz bir cevap var: Cevat Şakir Kabaağaçlı. Ama durun, bence bu kadar basit değil. Çünkü o adam, aslında tam da bir kimlik arayışındaki bir insanın yansımasıydı. Köklerini Bodrum’da bulmuş, ama dünyanın dört bir yanındaki farklı kültürlerle tanışmış. Yani, hayatı biraz böyle her şeyden biraz alarak, çok fazla düşünerek yaşamış.
Bunu okurken şöyle düşündüm: “Ben de bazen öyle değil miyim? Hayatı, kafamda felsefi bir tartışmaya dönüştürüp duruyorum.” Arkadaşlarımla bazen şöyle diyaloglar geçer:
Ben: “Ya, Halikarnas Balıkçısı Türk mü? Tam olarak nereli o?”
Arkadaşım: “İzmirli mi, Bodrumlu mu? Yoksa, Antalya’dan mı?”
Ben: “Bence kesin Türk değil! Yani, adam Bodrum’a yerleşmiş, bir de orada kendini kaybetmiş!”
Arkadaşım: “Yahu, o zaman ne oldu? Adamın kimliği sorun değil ki, edebiyatı ne güzel!”
Ben: “Oha, doğru! Bir de kitap yazmıştı, ‘Deniz ve İnsan’… Ne vardı orada, anlatıyordum işte!”
Evet, Halikarnas Balıkçısı tam da böyle bir adam. Ama bakın, özünü kaybetmemiş. Belki de biraz eski kafalı, bir o kadar da derin bir insan. Kimi zaman biz de böyle hissetmiyor muyuz? Hani bazen “Kimim ben?” diye sorarız, ama Halikarnas Balıkçısı gibi bir karakter olunca, biraz daha sakinleşiyorsunuz. Çünkü, o kadar çok kültürün içinde kalmış ki, bence kimlik konusunda en büyük dersin kendisinden geldiğini anladım.
“Denizle Bütünleşmek” Mi, “Kitapla Bütünleşmek” Mi?
Bazen, İzmir’de sahilde yürürken, halimi düşündüğümde, o an sanki bir Halikarnas Balıkçısı’yım gibi hissediyorum. Ama tabii… Balıkçı olmakla yazarlık arasında ciddi bir fark var. Mesela ben, sahilde yürürken 5 dakika sonra kafama takılan her şeyin bana geldiğini hissediyorum: “Bu adama da gerçekten balıkçılık yakışır mı?” Çünkü öyle yazıyor, öyle konuşuyor. Ama, dediğim gibi, kim olduğumuzu bilmek için denizin dalgalarına dalıp gitmemiz gerekmiyor.
Tabii Halikarnas Balıkçısı da bu düşünceye sahipti. Kitapları, yazdıklarına duyduğu saygıyı okurlarına geçiriyor, ama yine de bence biraz da “Bunu ben yazarken neler düşündüm, gerçekten derin bir anlam taşıyor muydu?” diye sorguluyordu. O yüzden, ben de İzmir’de sokaklarda yürürken, bazen birdenbire durup “Okey, ben Halikarnas Balıkçısı olamam ama bu duygular da önemli!” diyebiliyorum.
Halikarnas Balıkçısı Kimdir? Sonuçta Biri ve Herkes
Şimdi diyeceksiniz ki, “Bir halikarnas balıkçısı olmanın en zor tarafı nedir?” Cevap çok basit: Balık tutarken kaybolmak. Ama Halikarnas Balıkçısı’nın dünyasında bu kaybolmuşluk, insanın sadece içinde kaybolmasını değil, tüm dünyayı bir şekilde sorgulamasını sağlıyor. Bence o adamı anlamak çok da zor değil. O, hepimizin içinde bir yerlerde olan bir şey. Kimliğimizi aradığımızda, duygularımızı karıştırdığımızda ya da kaybolduğumuzda işte tam olarak bu kişiye dönüşüyoruz.
Ve son olarak, Halikarnas Balıkçısı’nın hayatını anlatan bir yazı yazmak zor iş, ama çok eğlenceli. Çünkü onun kitaplarını okurken düşündüm: Hayat dediğiniz şey, gerçekten çok komik bir şey. O yüzden bazen bir kahkaha, bazen bir edebiyat parçası, bazen de bir soru sizi içsel yolculuğunuzda yönlendirebilir.
Halikarnas Balıkçısı Kimdir? Kısaca: Kimseye ve Herkese Ait Olan Adam!
Halikarnas Balıkçısı kimdir sorusuna vereceğim cevap şu: O, bir denizci, bir balıkçı, bir yazardı ama aslında o, biziz. Kimlik, hayat, aşk, kitaplar… Hepsi bu kadar basit. Ama bir o kadar da karmaşık.