İrade Ne İşe Yarar? Eğitimde ve Hayatta Dönüştürücü Bir Güç Bir eğitimci olarak, her gün gözlemlediğim bir gerçek var: öğrenmek, sadece bilgi edinmekten ibaret değildir; aynı zamanda bu bilgiyi hayatımızda anlamlı bir şekilde kullanabilme yetisini kazanmaktır. Öğrenmenin en kritik yönlerinden biri, ne kadar bilgili olduğumuz değil, öğrendiklerimizi nasıl uyguladığımız ve hayatımıza nasıl entegre ettiğimizdir. Burada devreye giren önemli bir güç ise iradedir. İrade, öğrenme sürecimizin motoru, hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan itici güç ve bazen karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan kaynağımızdır. Peki, irade tam olarak ne işe yarar? İrade gücünün eğitimde, bireysel gelişimde ve toplumsal yaşantımızda nasıl bir rol oynadığını keşfetmek,…
8 YorumEtiket: bir
İlah Ne Demek? Etimolojik Bir Bakış ve Tarihsel Süreçler Üzerine Bir Analiz Bir tarihçi olarak, geçmişi anlamanın, sadece eski olayları ve figürleri öğrenmekle sınırlı olmadığını düşünüyorum. Geçmiş, bize bugün yaşadığımız dünyayı anlamamız için önemli ipuçları sunar. Sözcüklerin tarihine bakmak, insanların düşünsel evrimini, kültürel dönüşümlerini ve toplumsal yapıları nasıl şekillendirdiğini görmek için harika bir yol. “İlah” kelimesi de bu bakış açısıyla ele alındığında, çok derin anlamlar ve dönüşümler barındıran bir terim olarak karşımıza çıkıyor. İlah Kelimesinin Etimolojisi ve Kökeni İlah kelimesi, Arapça kökenli bir sözcük olup, “ilah” (إله) terimi, “tanrı” veya “ilahi varlık” anlamına gelir. Ancak bu kelimenin kökeni yalnızca bir…
8 Yorumİffet Ne Demek? Diyanet Perspektifinden Edebiyatla Birlikte Anlatı Kelimenin Gücü: Anlatının Dönüştürücü Etkisi Bir edebiyatçı olarak kelimelerin gücünü, anlamlarını ve her birinin taşıdığı duygusal yükü her zaman derinlemesine düşünürüm. Bir kelime, sadece bir iletişim aracı olmakla kalmaz; aynı zamanda bir dünyayı, bir duyguyu, bir dönemi ve bir karakteri şekillendirir. Edebiyat, kelimelerin hayat bulduğu bir alandır; bu nedenle her kelime, her anlatı, bir insanın içsel yolculuğunu ve toplumsal gerçekliklerle olan ilişkisini dönüştürebilir. İffet, bu dönüşümün en güzel örneklerinden biridir. Hem bireysel bir değer olarak hem de toplumsal bir norm olarak karşımıza çıkan iffetin anlamı, sadece kelimelerde değil, aynı zamanda insanlar arasında…
8 YorumKOSGEB Yurtdışı Fuar Desteği: Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir Psikoloğun Meraklı Girişi İnsanlar, kararlarını sadece mantıkla değil, duygusal ve sosyal faktörlerle de şekillendirirler. Bir psikolog olarak, insanların karar alma süreçlerinde gizli olan pek çok motivasyonu keşfetmek, her zaman beni büyülemiştir. Özellikle işletmelerin, yeni fırsatlar yaratmak adına yurtdışına açılmalarını sağlayacak fırsatları değerlendirmeleri, sadece finansal ya da stratejik bir karar olmanın ötesine geçer. KOSGEB’in sunduğu yurtdışı fuar desteği gibi imkanlar, aslında daha derin psikolojik temellere dayanır. Peki, bir işletmenin yurtdışında bir fuara katılma kararı alırken hangi psikolojik dinamikler devreye girer? Yurtdışı Fuar Desteği ve İnsan Davranışları Bilişsel Psikoloji Perspektifi Bilişsel psikoloji, insanların…
8 YorumAfyon Şeker Fabrikası Kime Ait? Bilimsel Merakla Tatlı Bir Yolculuk Bazı sorular vardır ki, yüzeyde çok basit görünür ama derinlemesine inildiğinde ekonomi, tarih, politika ve toplumla ilgili birçok katmanı açığa çıkarır. “Afyon Şeker Fabrikası kime ait?” sorusu da tam olarak bunlardan biri. İlk bakışta sadece bir mülkiyet meselesi gibi dursa da, aslında tarım politikalarından gıda güvenliğine, yerel kalkınmadan enerji stratejilerine kadar uzanan geniş bir hikâyeyi anlatır. Kuruluşun Ardındaki Tarih: Cumhuriyetin Sanayi Vizyonu Afyon Şeker Fabrikası, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarım ve sanayi entegrasyonunu hedefleyen erken dönem politikalarının bir ürünüdür. 1930’lardan itibaren pancar tarımı desteklenmiş, çiftçilerin ürünlerini işleyebilecekleri tesislerin kurulmasıyla hem üretici hem…
8 Yorum1930 Yılında 1 Dolar Kaç TL? Tarihin Ekonomik Damarlarında Bilimsel Bir Yolculuk Tarih, yalnızca geçmişin hikâyelerini anlatmaz; aynı zamanda bugünü anlamamız ve geleceği şekillendirmemiz için bize rehberlik eder. Özellikle ekonomi tarihi, bir ülkenin nereden nereye geldiğini anlamak için en önemli bilimsel alanlardan biridir. Bu yazıda, “1930 yılında 1 dolar kaç TL idi?” sorusuna sadece kuru bir bilgi olarak değil, o dönemin ekonomik, politik ve toplumsal bağlamını göz önünde bulundurarak yanıt arayacağız. Gelin, bilimsel verilerle desteklenen ama herkesin anlayabileceği bir dille tarihin para değerleri üzerinden yürüyüşüne çıkalım. 1930’un Ekonomik Atmosferi: Büyük Buhran’ın Gölgesinde Dünya 1930 yılı, dünya ekonomisi için sarsıcı bir…
6 YorumÖzel Harp Dairesi Başkanı Kimdir? Stratejinin Kralları ve Empatinin Kraliçeleri Haydi bakalım! Bugün masamızda öyle bir konu var ki, kahve içerken bile ciddi yüz ifadesi takınmak zorunda hissedebilirsiniz. Ama merak etmeyin, ben konuyu öyle bir anlatacağım ki, hem gülecek hem de “vay be, aslında ne ilginçmiş” diyeceksiniz. — Giriş: Masanın Diğer Tarafında Kim Var? Özel Harp Dairesi Başkanı deyince kulağa James Bond’un masa başındaki patronu ya da “Gizli Görevler Bakanı” gibi bir şey geliyor değil mi? Ama işin aslı, bu tür görevler hem çok ciddi hem de bolca strateji, sabır ve tabii ki kahve tüketimi gerektiriyor. Bir yandan da insan…
14 Yorum“Yeşil Peri Gecesi” Kaç Kitap? Geleceğin Edebiyat Evrenine Vizyoner Bir Bakış Samimi Bir Başlangıç: Geleceğe Dair Meraklı Bir Davet Bazı kitaplar vardır ki sadece bir hikâye anlatmaz; bir dönemin ruhunu taşır, geleceğin edebiyat yolculuğuna da ışık tutar. Ayfer Tunç’un çok konuşulan eseri Yeşil Peri Gecesi de tam olarak böyle bir roman. Bugün “kaç kitaplık bir seri?” sorusu etrafında şekillenen bu tartışma, aslında yalnızca sayısal bir merak değil; edebiyatın gelecekte nasıl evrileceğine, hikâyelerin nasıl genişleyip yeni anlamlar kazanacağına dair güçlü bir beyin fırtınasının da kapısını aralıyor. Gelin birlikte, bu eser etrafında doğan evrenin olası geleceğine dair düşünelim. Belki bir romanla başlayan…
14 YorumToplumun Vida ve Somunla İmtihanı: Hırdavatta KDV Ne Kadar? Bir sosyolog olarak, bazen en sıradan görünen konuların toplumun derin yapılarını yansıttığını fark ediyorum. Geçenlerde bir hırdavat dükkânına girdim. Elimdeki liste basitti: bir tornavida, birkaç vida, biraz boya bandı. Ancak tezgâhtarın ağzından çıkan “KDV dâhil 274 lira” cümlesi, beni sadece cebimdeki parayı değil, toplumsal yapılarımızı da sorgulamaya itti. Hırdavatta KDV oranı, devletin ekonomik politikalarından çok daha fazlasını anlatıyor; toplumsal cinsiyet rollerini, sınıf farklarını ve kültürel alışkanlıkları da açığa çıkarıyor. Vergi Sadece Ekonomi Değil, Toplumsal Bir Dil KDV (Katma Değer Vergisi) bir mali yükümlülük olmanın ötesinde, devlet ile vatandaş arasındaki görünmez sözleşmenin…
6 YorumHelalleşme İmkanı Olmayan Kul Hakkı Nasıl Ödenir? Felsefi Bir Başlangıç: Suçluluk ve Varlık Arasındaki İnce Çizgi Bir filozofun gözünden bakıldığında, “kul hakkı” yalnızca ahlaki bir mesele değil, aynı zamanda varoluşsal bir sorundur. Çünkü insan, yaptığı eylemlerin yankısı içinde var olur; her davranış bir iz bırakır, her iz bir sorumluluk doğurur. Fakat bu sorumluluğun muhatabı artık yoksa, yani helalleşme imkânı ortadan kalkmışsa, o zaman adaletin terazisi nerede kurulur? Bu sorunun cevabı, etik, epistemoloji ve ontoloji üçgeninde şekillenir. Etik Perspektif: Adaletin Gölgesinde Vicdanın Yankısı Etik açıdan “kul hakkı” bireyin vicdanıyla toplumun ahlaki düzeni arasında bir köprüdür. Helalleşme mümkün değilse, vicdanın kendi içinde…
6 Yorum