Saz Şairleri Kimlerdir? Bir Kayseri Akşamında
Bir Kayseri akşamı, güneş batarken, içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Son zamanlarda zihnimde hep aynı düşünceler dönüp duruyordu: Saz şairleri kimlerdir? O kadar çok kişi tanıdım ki, hepsinin içinde bir parça saz şairi vardı. Kimisi sesiyle, kimisi sözleriyle, kimisi ise yaşadığı duygularla sazı eline alıp dünyayı anlatmaya çalışıyordu. Fakat asıl cevabı bulmam gereken şey, belki de herkesin bildiği ama hiç kimsenin adını koymadığı bir gerçeği bulmaktı: Saz şairleri, insanın içindeki en derin acıyı ve en güzel umudu aynı anda söze dökebilme gücüne sahip olanlardır.
O Akşamki Konser
O gün, arkadaşım Kemal’in ısrarı üzerine, Kayseri’nin dar sokaklarında bir müzik barına gitmek üzere sözleşmiştik. “Saz şairleri gecesi” dediler, bir de başlık koymuşlar etkinliğe. İşte tam da o an, kelimelerle anlatılması zor bir heyecan hissettim. O müzik barı, dışarıdan sıradan bir yer gibi görünse de, içinde bambaşka dünyaların saklı olduğunu bilirdim. Kayseri’nin dar sokaklarına sıkışmış bu küçük yer, bazen insanın içindeki büyük duyguları duyabilmesi için en uygun mekan olurdu.
İçeri girdiğimizde, sahnede bir adam sazını tutmuş, sigarasını tüttürüyordu. Hiç tanımadığım bu adamın bakışları o kadar derindi ki, aniden içimde bir kıvılcım yanmaya başladı. Onun gözleri, bana saz şairlerinin kim olduğunu anlatmaya başlamış gibiydi. “Saz şairleri kimlerdir?” sorusu, zihnimde hep dönüp duruyordu ve şimdi o sahnede, bir başka dünyaya açılacak gibi hissediyordum. O an düşündüm: belki de saz, insanın acılarını, mutluluklarını ya da yalnızlıklarını kelimelerle ifade edemediği anlarda devreye giren bir dosttu.
Bir Nevi Sazın Gücü
Kemal, bir kenarda müziğe konsantre olmuştu. O sahneye çıkacak olan kişinin hayatını ve şarkılarını ne kadar sevdiğini bilmiyordu, ama o an ben bir şeyler hissediyordum. Anlatamam. Adam, birkaç arpejle başladığında, her bir nota, içimdeki derin boşluğu bir parça daha dolduruyordu. Her bir akor, bana Kayseri’nin dağlarını, o eski sokaklarını, sevdanın ve ayrılığın rengini hatırlatıyordu. Ne zaman saz çalınsa, insanların içinde biraz yalnızlık, biraz sevda, biraz hüzün olduğunu düşündüm.
Saz şairleri, sadece müzikle değil, aynı zamanda hayatla ilgili söylenmeyen sözleri de dile getirir. İşte o an, bir anlamda her şeyin farkına varmıştım. Bir saz şairi, yaşadığı hayatı ve duygularını, bazen kelimelerle, bazen de notalarla aktarmalıydı. Onların iç dünyasında, bir geceyi aydınlatan yıldızlar gibi gizli duygular saklıydı.
Kayseri’nin Saz Şairleri
Kayseri, bana göre saz şairlerinin memleketidir. Her köşesinde bir şair, her sokağında bir melodi bulursunuz. Ben de büyüdüm, burada yaşamaya başladım. Her zaman gözlerimde bir yansıma, içimde bir hüzün vardı; Kayseri’nin eski taşlarını, bazen bir çocuğun oyun oynadığı sokakları izlerken, o kadar çok şey düşündüm ki… İnsan duygusal bir varlık ve bazen hayatın acılarına, sevinçlerine bir tek saz şairi el atabilir.
Kayseri’de yaşayanlar, kendi iç dünyalarını daha kolay paylaşabilirler çünkü bu şehirdeki insanlar, hem yakın hem de uzak bir şekilde birbirine bağlıdır. Herkesin içinde bir saz şairi olabilir, belki de tam olarak bu yüzden Kayseri’de yaşamaktan o kadar mutluyum. Çünkü bu şehirde her köşe başında bir müzik var. Her bir melodinin arkasında bir acı, bir sevinç, bir umudu saklayan insan var. Saz şairleri, işte bu duyguların bir araya geldiği, en derin anların sesi olur.
O Anki Duygularım
Saz çalan adam, birdenbire o kadar derin bir şarkı söylemeye başladı ki, sanki o an, herkesin içindeki kırılganlıkları anlamıştı. O şarkı, hem hüzünlüydü hem de umut doluydu. Şarkılar, sözlerin yetersiz kaldığı anlarda devreye girer, değil mi? O adamın parmakları hızla sazın tellerinde dans ederken, ben içimdeki kaybolan parçaları bir bir toparlamaya başladım. Evet, bir saz şairi her zaman duygularını açığa çıkarır, ama bazen de tam tersi olur. İnsanlar, sözlerle anlatamadıkları her şeyi müzikle ifade ederler.
Ve tam o anda, “saz şairleri kimlerdir?” sorusunun cevabını buldum. Saz şairleri, içinde sevda, acı, umut ve belki de hayatını adadığı her şeyi bir araya getirip şarkılara döken insanlardır. Her bir saz şairi, aslında bir duygunun hüzünlü, ama aynı zamanda umutlu melodisini taşır.
Sonuçta…
O gece bitiminde, hepimizin içindeki duygular bir nebze olsun yatışmıştı. Kayseri’nin bu dar sokaklarında, o geceyi, o adamın şarkısını ve içimdeki her bir kırıklığı hatırlayacağım. Saz şairleri kimlerdir? Onlar, hayatın derinliklerine inip, herkesin kaybolan duygularına dokunan insanlardır. Ve bir saz çaldığında, o duygular, hiç beklemediğiniz bir anda, tıpkı bir şarkı gibi, bir kalp atışı gibi size dokunur.